Uykusuzluk

2013-05-07 23:55:00

Uykusuzluk Uyuyamamaktan ya da herkesin uyuduğu saatlerde uyuyup uyanık olduğu saatlerde uyumaktan şikayetçiyseniz aşşağıda sayacağım yöntemlerden kendinize en uygun olanları seçip deneyebilirsiniz. - Uyuyamaktan korkmayın. Yatakta sessizce yatarak geçirilen saatler de uyku kadar iyi gelecektir. Uyumuyor ve planlar yapıyorsanız başucunuza koyacağınız bir kalemle defter,aklınıza gelen her şeyi hemen yazmanız durumunda size çok yardımcı olacaktır. Uyku saatlerini yitirmenin size zarar vermeyeceğini düşünün. Bedeniniz bu açığı gelecek uyku diliminde telafi edecektir. - Koyun yerine size sunulan nimetleri sayın. Uyku,eğer halinizden hoşnutsanız gelir. Endişe,üzüntü gibi duygular ne kadar özenle kendimizden gizlersek gizleyelim,bizi uyanık tutarlar. Sahip olmadıklarınızla mücadele etmek yerine,hayatınızdaki güzel şeylerin listesini yapmayı deneyin. - O anda yatağa uyumak için girdiğinizi ve ne olursa olsun uyuyacağınızı düşünmeyin. Yatağa yattığınızı ve rahatladığınızı ne kadar rahat olduğunuzu vs. düşünmeye çalışın.   Devamı

Tokofobi

2013-05-07 23:53:00
Tokofobi |  görsel 1

Tokofobi Doğum yapma korkusu olarak tanımlanan tokofobi, düşünüldüğünden daha yaygın ve etkili. Tokofobi konusunda bugüne dek ilk kez yapılan bir araştırma, en az 6 kadından birinin doğum yapmaktan aşırı korktuğu için hamile kalmaktan vazgeçtiğini veya düşük yaptığını ortaya koydu. Bu konuda İngiltere'nin önde gelen uzmanlarından Dr.Kristina Hofberg, bu korkunun her yaşta, her ırkta ve her kültürde görülebileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar genel olarak bu korkuyla yeterince ilgilenmiyor, ancak kadınlar için bu konu yaşamsal önem taşıyor. 'Royal College of Obstetricians' and Gynaecologist' Year Book' isimli dergide yayımlanacak olan çalışma, ilk kez hamile kalan her 5 kadından birinin doğumdan aşırı derecede korktuğunu gösteriyor. Hofberg'in görüşlerine başvurduğu 370 çocuksuz, hamile olmayan 7 kadından biri doğum sancılarından aşırı korktuğu için hamile kalmayı ertelediğini ya da doğurmaktan tümüyle vazgeçtiğini belirtiyor. Şu anda 1.200 kadın üzerinde daha ayrıntılı bir çalışma yürüten Hofberg, bu korkunun hamile kalma korkusundan farklı olduğuna dikkat çekiyor:'Bu patolojik bir terör. En uç şekliyle kadının kürtaja başvurmasına, alkol veya uyuşturucu kullanmasına, hatta karnını yumruklamasına kadar vardırılabilir. Öyle ki tokofobik kadınlar, başarılı bir doğumdan sonra dahi doğum anını yıllarca hatırlayıp panik ataklar yaşayabilirler. Bazı kadınlar kendilerini kısırlaştırarak böyle bir sorunla karşılaşma olasılığını tümüyle ortadan kaldırabilir. Bazıları ciddi biçimde korunarak hamile kalmamaya çalışır. Bu tür bir yaklaşım çocuk isteyen ancak doğumdan korkan kadınlar için çok üzücü bir durumdur. Bunlar bir daha çocuk sahibi olamayacaklarını... Devamı

Somatizayson Bozukluğu

2013-05-07 23:49:00
Somatizayson Bozukluğu |  görsel 1

Somatizayson Bozukluğu Temel özelliği fiziksel muayene ve laboratuvar incelemeleri ile açıkanmayan çok sayıda bedensel belirtinin varlığıdır. Yakınmaların çokluğu ve birden fazla organ sistemini tutması ile diğer somatoform bozukluklardan ayrılır. Kronk bir bozukluktur,belirtiler otuz yaşından önce başlar ve birkaç yıllık bir dönem içinde ortaya çıkar. Bozukluk psikososyal zorlanma etmenleri ile yakın bir ilişki gösterir ve toplumsal ve mesleki işlev bozukluğuna ve yoğun bir tıbbi yardım arayışına neden olur. Klinik Özellikler Somatizayson bozukluğu hastalarının birçok bedensel yakınma ve uzun,karmaşık bir tıbbi öyküleri vardır. Bulantı ve kusma,yutma güçlüğü,kol ve bacaklarda ağrılar, enerji harcamaksızın nefes darlığı çekme,bellek yitimi ve gebelik ve adet dönemleriyle ilgili bozukluklar en yaygın belirtiler arasında yer alır. Psikolojik yakınmalar ve kişiler arası ilişkilerdeki sorunlar belirgindir. Anksiyete ve depresyon en yaygın pskiyatrik belirtilerdir. İntihar tehditleri sıklıkla görülmekle birlikte intihar eylemleri nadirdir. Gerçekleştirilen intihar eylemlerinin çoğu kez madde kullanımına bağlı olduğu bildirilmiştir. Tıbbi öykü çoğu kez belirsiz, tutarsız v karışık özellikler gösterir,geçmişteki belirtilerle gücel belirtiler birbirlerinden ayırt edilemeyebilir. Hastalarla ilgili olarak bağımlı, ben-merkezci, hayranlık ve ilgi toplama açlığı içinde ve karşısındakini yönlendirici bir kişilik yapısı tanımlanmıştır. Bu bozukluğa genellikle major depresif bozukluk, kişilik bozuklukları, yaygın anksiyete bozukluğu ve fobiker gibi başka psikiyatrik bozukluklar eşlik eder. En çok bulunan kişilik bozuklukları yada özellikleri kaçınan,paranoid,kendine zarar verici ve obsesif-kompulsif türdedir. Oluş Nedenleri ... Devamı

Konserviyon Bozuklukluğu

2013-05-07 23:43:00
Konserviyon Bozuklukluğu |  görsel 1

Konserviyon Bozuklukluğu Bir yada daha fazla nörolojik belirtinin (felç, kötlük yada duyu bozuklukları gibi) varlığı ile karakterize ve nörolojik belirtileri açıklayacak bilinen bir tıbbi bozukluğun bulunmadığı bir pskiyatrik bozuklukluktur. Bu klinik görünümler psikanaliz literatüründe Konversiyon Histeri olarak adlandrılır. Klinik Özellikleri Felç, körülük ve konuşamama en yaygın belirtilerdir. Depresif ve anksiyöz belirtiler çoğu ez eşlik edebilir. Özellikle kol ve bacaklarda duyu yitimi ve bozukluğu yaygındır. Duyu bozuklukları dağılımı genellikle nörolojik bozukluklardaki anatomik özelliklere uymaz. Anormal hareketler, yürüyüş bozukluğu ve zayıflığı, belirli kas gruplarında titreme ve silkinmeler ve tikler görülebilir. Hastalar nadiren yere düşer ve düştüğü zaman yaralanma olmaz. Epilepsi benzeri nöbetler de görülebilir ve bunları ayırmak zor olabilir. Bu nöbetlerde genellikle dil ısıma, idrar kaçırma ve kendini ciddi biçimde yaralama olmaz. Konuşma genellikle normal olmakla birlikte ses kısılması ve konuşamamama da sık görülen belirtilerdendir. Daha seyrek olarak çocuksu, kekeleyerek yada bir çocuğu taklit edercesine konuşma görülebilir. Duygulanım belirtileri olarak yukarıda belirtilmiş olan anksiyete ve depresyon dışında klasik yayınlarda güzel aldırmazlık adı verilen bir durum görülebilir. Bu hastanın ciddi bir belirtiye gösterilmesi beklenen duygusal tepkiyi göstermemesi, yerine göre ilgisiz bir görünüm sergilemesi durumudur. Ayrıca boğazda düğümlenme,öksürük,hıçkırık,hava yutma,öğürme,kusma,geğirme gibi sinir sistemlerini ilgilendiren belirtiler de görülebilir. Bilişsel yetilerde, düşünce akışı ve i&c... Devamı

YABANCI EL SENDROMU

2013-05-07 23:41:00
YABANCI EL SENDROMU |  görsel 1

  YABANCI EL SENDROMUBeynin iki yarım küresi arasındaki iletişimin zayıflaması veya tamamen bozulması sonucu oluşan bir rahatsızlıktır.Hastalığın ilk ve henüz ilerlememiş aşamalarında hasta bir eliyle tuttuğu nesnenin şeklini algılayamıyor.Daha ileriki aşamalarda ise ellerden biri tamamen kontrolden çıkıyor ve istemsiz hareketler yapmaya başlıyor.Kısaca hasta eline hükmedemez hale geliyor.Bu konu hakkında ilk araştırmalar , 1908 yılında Almanya’da bir kadının gece uyurken sol elinin kendisini boğmaya çalıştığını söylemesi üzerine başlatılmıştır.Daha sonraları edinilen bilgilere göre hastalığın sebebinin beyin işevinin bozukluğundan oluştuğu ortaya çıkmıştır.     Devamı

OLFAKTÖR REFERANS SENDROMU

2013-05-07 23:36:00
OLFAKTÖR REFERANS SENDROMU |  görsel 1

OLFAKTÖR REFERANS SENDROMU Kişinin sürekli çevresine kötü koku yaydığını düşünmesi durumu ‘Olfaktör referans sendromu’ olarak tanımlanıyor.Bu hastalık kişilerin sosyal yaşantısını büyük ölçüde mahveden bir durumdur.Bu hastalığa yakalanan kişiler sürekli çevrelerinden özür dilemeye çabalıyor veya yaydıklarını düşündükleri kokudan kurtulmak için sık sık diş fırçalamak ve banyo yapmak gibi önlemler almaya çalışıyorlar.Genellikle bu sendorumun saptandığı kişiler toplum arasına girmeyi reddediyor ve depresyona kadar giden bir süreç yaşıyor Devamı

CAPGRAS SENDROMU

2013-05-07 23:33:00
CAPGRAS SENDROMU |  görsel 1

Kişini çevresindekilerin gerçek olmadığına veya başkalarının onların yerine geçtiğine inanması durumu ‘Capgras sendromu’ olarak tanımlanıyor.İlk kez Fransız psikaytr Capgas tarafından 1923 yılında tanımlan olan bu sendrom şizofrenin bir belirtisi olarak da görülebiliyor.Sürekli tetik halinde ve gerçek olmadıklarını düşündüklerini sahnelerde yaşayan hastalar psikolojik yorgunluk yaşıyor.Bu hastalığın kadınlarda görülme oranın daha fazla olduğu saptanmıştır. Devamı

OTHELLO SENDROMU

2013-05-07 23:31:00
OTHELLO SENDROMU |  görsel 1

OTHELLO SENDROMU Adından da anlaşılacağı üzere bu hastalık ismini ünlü oyun yazarı William Shakespeare’nin ‘Othello’ adlı eserinden almıştır.Kişinin sevdiği bir kişiyi hastalık derecesinde kıskanması olarak tanımlanabilir.Othello sendromu taşıyan kişiler genellikle sevdiklerine karşı güvensizlik duygusu beslerler.Sürekli onlar tarafından ihanete uğrayacaklarını düşünür ve bu yönde senaryolar üretilirler.Hastalığın derecesine bağlı olarak bazı durumlarda hastalar bu senaryonun gerçekliğine o kadar inanırlar ki sevdikleri kişilere zarar vermeye başlarlar.Othello sendorumunu aynı zamanda ‘Patalojik kıskançlık ‘ olarak ta tanımlamak mümkündür.Ancak burada bahsedilen kıskançlık sıradan bir duygu gibi değildir.Kıskançlığın aşırılığa kaçmış halidir ve genellikle hastaların kendilerine veya sevdiklerine olan güvensizliğinin dışa vurum şeklidir. Devamı

tik nedir

2013-05-07 23:28:00

Tik nedir? Tik bozuklukları neden kaynaklanır? Tik tedavisi nasıldır? Çocuğunda başlayan göz kırpma, burun çekme, boğazını temizleme gibi garip hareket ve ses çıkarmalar anne babaların kaygı duydukları durumlardan biridir. Yineleyici istem dışı, amaca yönelik olmayan, ancak baskılanabilen hareketler olarak tanımlayabileceğimiz bu durumları tik olarak adlandırıyoruz. Tikler sıklıkla çocuk ve ergenlerde görülmekte ve bu dönemde başlamaktadır. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisine yapılan başvuruların önemli bir bölümü bu yakınmalardan kaynaklanmaktadır. Çoğu tikler, aralıkları kısa olan devreler şeklindedir. Göz kırpma, burun kıvırma, dudak oynatma ya da kaşları kaldırma gibi normal davranışın bazı bölümlerini taklit edebilirler. Tek tek ya da bir orkestra örüntüsü içinde birlikte olabilirler. Yoğunluk ve şiddetleri değişkendir. Bir çocukta birden fazla tik görülebilir. Bazen biri biter biri başlayabilir. Çocuklar tiklerini geçici bir süre istemli olarak engelleyebilirler. Bu yüzden başkalarının yanında görülmeyebilir. Zaman zaman sıklık ve şiddetleri değişebilir. Uykuda kaybolurlar, stresle artarlar. En fazla 6-7 yaş arasında görülürler . Çocuk ve gencin benlik saygısında, aile yaşantısında, sosyalleşmesinde, okul ya da iş başarısında güçlüklere neden olurlar. Tikler birçok şekillerde ortaya çıkmaktadır. Göz kırpma, baş sallama, omuz silkme, surat buruşturma ve öksürme gibi basit ve ani davranışlardan yüz hareketleri, ayağını yere vurma, koklama, kendine çeki düzen vermeye çalışır biçimde kol ve baş hareketleri gibi daha karmaşık, amaçlıymış gibi görünen davranışlara dek değişkenlik gösterebilir. Şiddetli durumlarda bu hareketler vurma kırma biçiminde kend... Devamı

stres

2013-05-07 23:21:00
stres |  görsel 1

Atla: kullan, ara Stres, vücudun çeşitli içsel ve dışsal uyaranlara verdiği otomatik tepki. Stres; fizyolojik ve psikolojik olmak üzere ikiye ayrılabilir. Fizyolojik stres sadece HPA aksı üzerinden etki gösterirken, psikolojik stres varlığında bu aksa limbik sistem de –özellikle hipokampus ve amigdala- dahil olmaktadır[1]. Stres maruziyetin artması; katekolaminler, adrenalin, noradrenalin ve adrenal glukokortikoitlerin sempatoadrenal salınımını artırarak katabolizmayı artırmaktadır. Bunun sonucunda lipolizi ve glikoz reservlerinin mobilizasyonunu artırır. Bu olay, enerji substratlarının dağılımını ve kullanılabilirliğini artırmada rol oynamaktadır[2]. Davranışsal, otonom, immün ve endokrin sistemlerle ilişkili nöronlarda bulunan CRF, memelilerde öğrenme ve duygulanımla ilgili nöronal yapılarda bol miktarda bulunmakta, memelilerde stres yanıtında önemli bir rol oynamaktadır[3]. HPA aksı kompleks geribildirim mekanizmalarına sahip nöroendokrin bir yolaktır. Bu yolağın, stres maruziyeti sonucu artan aktivitesi hipotalamik corticotropin-releasing hormone (CRH)'ın salınımı ile ilgilidir[4][5][6][7]. Strese tekrar maruz kalma, hipotalamus-pituitary-adrenal (HPA) aksında stres yanıtını düzenleyen önemli bir alandan salınan CRF; hipatalamo-hipofizer portal sistemde taşınarak ön hipofiz bezine ulaşmaktadır. Burada anterior lobun proopiomelanocortin (POMC) üreten hücreleri –POMC öncülünün bir son maddesi olan ACTH'ı üretmek için- eşzamanlı olarak aktive olur. Dolaşımdaki ACTH adrenal kortekse vardığında, steroidogeneze ve plazma glikokortikoit miktarının artmasına neden olmaktadır ... Devamı

kaygı

2013-05-07 23:17:00
kaygı |  görsel 1

  Kaygı Nedir?(kaygı bozukluğu)   Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumudur. Dünyaya geldiğimiz anda bir öğrenme süreci içine gireriz ve bu süreç yaşamımızın sonuna dek devam eder. Öğrenme, kişinin yaşamını sürdürebilmesi ve süregelen yaşamdan doyum alması için gerekli tüm bilgi, eylem ve becerilerin kazanılması sürecidir. Öğrenilenler, kişinin birikimini (potansiyelini) oluştururken, öğrenilenlerin belli bir amaca yönelik kullanılması da performansı ortaya koyar. Başka bir deyişle performans, kişinin akıl, duygu ve davranış düzeyinde daha önceden kazanmış olduklarının, belli bir durum ve belli bir zaman kesitinde, eylemsel olarak ortaya konulan şeklidir. İnsanın performansının en iyi olduğu durum, onun o alanda varolan potansiyelinin tümünü eyleme dönüştürebildiği durumdur. Ancak çeşitli iç ve dış etkenler nedeniyle gerçek potansiyelin performansa dönüşmesi zaman zaman güçleşir. Bu etkenlerden biri yüksek kaygıdır. Öyleyse herhangi bir alanda başarılı olabilmek için hiç kaygı yaşamamak mı gerekir? Hayır!.. Her duygu gibi kaygı da kişinin, yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan doyum alabilmesi için gereklidir. Öyleyse amaç, kaygıyı tümüyle ortadan kaldırmak değil, kaygıya yenik düşmemek ve yaşanılan kaygıyı belli bir düzeyde tutarak onu kendi yararımız için kullanmaktır. Normal düzeydeki bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Örneğin, bir kon... Devamı

Uyku felci

2013-05-07 23:12:00
Uyku felci |  görsel 1

Uyku felci (Halk arasında "kara basan" olarak da bilinir), uyandıktan hemen sonra (hipnopompik felç olarak da bilinir) veya seyrek olarak, uykuya dalmadan hemen önce, bedenin geçici olarak hareket edememesi (felç olması) ile karakterize edilen bir durumdur Fizyolojik olarak, REM atonia olarak da bilinen REM uykusu sırasında oluşan normal felç ile yakından ilgilidir. Buna göre bazı bilim adamları ve fizikçiler bunun uyku döngüsünün "doğal" bir etkisi olduğuna inanır. Uyku felci beyin REM durumundan tamamen uyanık duruma geçse de beden felcinin devam etmesi durumunda oluşur. Bu durum, kişinin bilincinin tamamen açık olmasına rağmen hareket edememesine sebep olur. Ayrıca bu durum ile birlikte hipnopompik sanrılar olabilir. Çoğu zaman, uyku felcine uğrayan kişi tarafından bunun bir rüya sebebiyle oluştuğuna inanılır. Bu yüzden, insanların hareket etmek istese de hareket edemediği rüya sayısı bu kadar fazladır. Uyku felcinin sebep olduğu sanrılar bazen durumun normal bir rüya olarak algılanmasına, bazen de oda içerisinde hayali şeyler görülmesine sebep olur. Devamı

İnsomnia

2013-05-07 23:09:00
İnsomnia |  görsel 1

İnsomnia ya da uyuyamama hastalığı, bir uyuma sorunudur. Uykuya dalamama ya da gece boyunca sürekli uyuyamama sorunlarını barındırır. Hastalar genel olarak, gözlerini birkaç dakikadan fazla kapalı tutamamaktan ya da yatakta bir o yana bir bu yana dönerek uyuyamamaktan yakınırlar. İnsomnia birkaç geceden fazla uzun sürerse, kronik bir hastalığa dönüşerek uyuma eksikliği doğrultusunda oldukça zararlı olabilir. İnsomnia doğal uyuma dengesini bozar ve tamiri oldukça zor olabilir. İnsomnia hastaları genel olarak öğleden sonra ya da akşama doğru kısa süreli uyudukları için, geceleri de uyumakta zorluk çekerler. Bazıları da vücutlarını limitlerinde kullanmaya çalışırlar. Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar. İnsomnia ayrıca birçok ilacın yan etkisi olarak, stres sebebiyle ya da duygusal, fiziksel ve zihinsel sorunlar doğrultusunda da oluşabilir. İnsomnia'dan kurtulmak için uyku haplarının yanı sıra kediotu gibi bir takım bitkilere de başvurulabilir. Geleneksel yöntemlerin başında, uyumadan önce sıcak süt içmek; uyanır uyanmaz sıcak bir duş almak, öğlen egzersiz yapmak, öğlen yemeğinde bol yemek yemek ve akşam yemeğinde az yemek yemek, ve erken yatmaya çalışmak gelir. Geleneksel Çin tıbbı da yaklaşık bin yıldır insomnia lehinde kullanılmaktadır, genelde akapunktur, diyet ve yaşam analizi, bitkiler ana önlemleri oluşturur.Hastalıktan korunma önlemleri Kafein kullanmamaya çalışın. Kafein; kahve, çay, guarana, kakao, kola (tüm kola içecekleri) ,enerji içecekleri, çikolata ve şekelermeler gibi ürünlerin içerisinde bulunur. Yatak odası ortamı da uyuyabilmek için oldukça mühimdir. Bazı insanlar, ışığa ve sese aşırı duyarlı olabilirler. Yatak odasını karanlık ve sessiz kılm... Devamı

obsesif kompulsif kişilik bozukluğu

2013-05-07 23:02:00
obsesif kompulsif kişilik bozukluğu |  görsel 1

  Nedir? Bu psikolojik hastalığa sahip kişiler kontrol edemedikleri ama sürekli tekrar ettikleri alışkanlıklar ve huylar geliştirirler. Çoğu kez bu zararsız ama garip huylar kişinin kafasındaki yoğun karışık duygularını kontrol edebilme ve düzenleme amacı ile başlar. Tekrar eden davranışlar ve düşünceler kişi için büyük bir endişe ve mutsuzluk kaynağı olmaya başladığı zaman ve kişinin normal yaşamını belirgin bir şekilde aksatmaya başladığında hastalık ortaya çıkar. Her ne kadar Obsesif-Kompulsif kişiliğe sahip hastalar sahip oldukları bu düşüncelerin, dürtülerin ve ihtiyaçların hiç bir mantıklı sebebi olmadığını bilseler ve durdurmaya çalışsalar bile kontrolleri olmadığını hissederler Yaygın saplantılar aşağıda verilmiştir 1..Bulaşıcı hastalıklar ve mikroplardır, kişi tokalaşmak ile hastalık kapmaktan korkar. 2..Sürekli endişe etmektir, örneğin ocağı açık unutmak, ütüyü üzerinde bırakmak, kapıyı kitlemeyi unutmak gibi. 3..Aşırı düzen ve temizlik, örneğin kişi her gün evin her tarafının tozlarını alır ve eğer bir yer eksik kalırsa büyük bir sıkıntı ve rahatsızlık yaşar 4..Zarar verilmesi, örneğin sürekli olarak birisinin çocuğuna zarar vereceğinden korkmak 5..Seks. Sürekli zihinde belli seks görüntülerinin yer alması sonucu kişinin bu düşüncelerin dışarı yansımasından korkması. Sürekli olarak bu tür endişe ve korkuları kafasından uzaklaştırmaya, umursamamaya yada bastırmaya çalışırken kişi zorunlu olarak yaptığı alışkanlıklar geliştirir. Hastalık kapmaktan korkan bir kadın ellerini günde yüzlerce defa yıkamaya başlar. İş yerinde seks ile ilgili bir lafın ağzından kaçmasından korkan bir adam sayısız defa 100’den geriye saymaya başlayabilir. Belirtiler stresli zamanlarda daha da kötüle... Devamı

disleksi

2013-05-07 22:52:00
disleksi |  görsel 1

Disleksi, Bir öğrenme bozukluğu çeşitidir. Disleksinin en belirgin özelliği kelimelerin harflerin tersten algılanmasıdır. Disleksiyle ilgili ilk çalışmalar bir doktor tarafından kendi çocuğunun zekâ olarak iyi bir seviyede olduğu ancak okumayamadığını fark ettiğinde bunu araştırmaya başlamasıyla başlamıştır. Önceleri bunun görme ile ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorlar ama araştırmalar sonucunda bunun dil ile ilgili bir bozukluk olduğu ortaya çıkmıştır. Bir insanın disletik olduğu nasıl anlaşılır? Disleksi en belirgin anlamıyla ‘kelime kullanımında yaşanan güçlük’ anlamına gelir. Doğuştan gelen bir öğrenme bozukluğu olmasına rağmen okuma, yazma döneminde dikkat çekmektedir. Dislektik çocuklar yaşıtlarından daha geç okur ve yazarlar, ayrıca kelimeleri doğru telafuz edememeleri ve kelime kapasitelerinin düşük olması da dislektik olduklarına dair ipuçları verir. Nörolojik kökenli bu bozukluk doğuştan olup beynin sol yarım küresindeki dil kullanımıyla ilgili bölümlerdeki farklılaşmayla okuma, yazma ve telafuz edebilme yeteneklerinde görülen bozulmayla ortaya çıktığı söyleniyor. Beyin görüntüleme tekniklerinin göstergelerine bakılırsa, dislektik olan kişiler, bilgiyi farklı bir biçimde işliyorlar ve bu da sıralama yapma, okuma ve bilgiyi organize etme konularında çeşitli sorunlar yaşanmasına neden oluyor. Ayrıca dislektik çocuklar diğerleri tarafından farklı görüldüğü için kötü cümlelere maruz kalmaktadırlar bu da özgüven eksikliğine neden olmaktadır. Özellikler kendini geliştirmemiş öğretmenler dislektik çocuklara hasta veya ıq seviyesi düşük gibi davrandıkları zaman, çocuk içinden çıkamayacağı bir öğrenme korkusuna ... Devamı